belirsiz alacak davası

Kısmi Dava İle Belirsiz Alacak Davası Arasındaki İki Önemli Fark

1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile eski kanunda mevcut olmayan Belirsiz Alacak Davası kavramı mevzuatımızdaki yerini almış oldu. Uygulamada çoğu zaman Kısmi Dava ile karıştırılan ve aralarında ne fark olduğu anlaşılamayan Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Davanın iki önemli farkına değinmek istiyorum.

1. Faiz Başlangıcı Açısından Fark

Kısmi dava şeklinde açılan davalarda başlangıçta talep edilen meblağ davanın ilerleyen sürecinde ıslah ile arttırılabilmekte. Islah ile arttırılan kısma ilişkin faizin mutlaka davacı tarafından ıslah dilekçesinde talep edilmesi gerekmektedir. Fazlaya ilişkin meblağ için faiz başlangıcı da temerrüd tarihi veya dava tarihi değil ıslah tarihi olacaktır.

Belirsiz alacak davasında ise ıslah kurumuna gerek kalmaksızın dava sürecinde uyuşmazlık konusu meblağın belirli hale gelmesi ile talep edilen meblağın arttırılması mümkündür. Talep arttırım dilekçesi ile arttırılan meblağ için faiz başlangıcı talep tarihi değil temerrüd tarihidir.

2. Zamanaşımı Açısından Fark

Kısmi dava şeklinde açılan dava zamanaşımını sadece ilk etapta talep edilen miktar için kesecektir. Bu da ıslah tarihinde arttırılan meblağ açısından zamanaşımı iddiasının ileri sürülebileceği anlamına gelmektedir.

Belirsiz alacak davasında ise davanın açılması ile uyuşmazlık konusu meblağın tamamı için zamanaşımı kesilmekte, talep arttırıldığında artık zamanaşımı iddiası ileri sürülememektedir.

tck yaş kategorileri

Türk Ceza Kanunu Yaş Hesaplama

Ceza Kanunumuzda kişilerin cezalandırılabilme ehliyetleri veya bazı suçlar açısından mağdurun bulunduğu yaşa bağlı suç tespiti açısından bir takım yaş kategorileri öngörülmüştür.

Bu yaş kategorileri hesaplanırken kişinin doğum tarihi ile suç tarihi arasındaki fark hesaplanmalı ve hangi yaş kategorisine girdiği tespit edilmelidir.

Kişinin hangi yaş kategorisine girdiğinin pratik olarak bulunabilmesi açısından aşağıya bir tablo ve yazının sonuna da yaş hesaplamak için faydalı bir link eklenmiştir.

12 YAŞINI TAMAMLAMAMIŞ ÇOCUK 12 YAŞINI TAMAMLAMIŞ, 15 YAŞINI TAMAMLAMAMIŞ ÇOCUK 15 YAŞINI TAMAMLAMAMIŞ ÇOCUK 15 YAŞINI TAMAMLAMIŞ ÇOCUK 18 YAŞINI TAMAMLAMIŞ REŞİT
DOĞUM TARİHİ İLE SUÇ TARİHİ ARASINDAKİ FARKIN 12 SENEDEN AZ OLMASI GEREKİR. DOĞUM TARİHİ İLE SUÇ TARİHİ ARASINDAKİ FARKIN 12 SENEDEN FAZLA, 15 SENEDEN AZ OLMASI GEREKİR. DOĞUM TARİHİ İLE SUÇ TARİHİ ARASINDAKİ FARKIN 15 SENEDEN AZ OLMASI GEREKİR. DOĞUM TARİHİ İLE SUÇ TARİHİ ARASINDAKİ FARKIN 15 SENEDEN FAZLA 18 SENEDEN AZ OLMASI GEREKİR DOĞUM TARİHİ LİE SUÇ TARİHİ ARASINDAKİ FARKIN 18 SENEDEN FAZLA OLMASI GEREKİR
ÖRN: 10 YIL 9 AY 12 GÜN ÖRN: 13 YIL 5 AY 21 GÜN ÖRN: 14 YIL 7 AY 26 GÜN ÖRN: 15 YIL 6 AY 12 GÜN ÖRN: 18 YIL 4 AY 22 GÜN

Örnek Olay:

20.10.1997 doğum tarihli bir kimsenin TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu kapsamında bir yargılamada mağdur sıfatıyla yer aldığını ve suç tarihinin de 15.04.2013 olduğunu var sayalım:

15.04.2013 – 20.10.1997 = 15 yıl, 5 ay, 26 gün

Sonuç: Mağdur yukarıdaki tabloda sondan ikinci kategoride yer alan 15 yaşını tamamlamış bir çocuktur.

TCK 103 açısından bir değerlendirme yapmak gerekirse 103/1 a kapsamında mağdur on beş yaşını tamamlamış olduğundan fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin var olup olmadığına bakmak gerekecektir. Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş ise 103/1 a kapsamında değerlendirme yapılcak,

Aksi halde 103/1 b kapsamında cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden bulunup bulunmadığına bakılacak, bulunuyorsa 103/1 b den hüküm tesis edilecek;

Cebir tehdit ve hile bulunmaması halinde TCK 104 Reşit Olmayanla Cinsel İlişki kapsamında bir değerlendirme yapılacaktır.

Suç Tarihi ile Doğum Tarihi arasındaki farkı hesaplama açısından pratik bir uygulama: http://www.timeanddate.com/date/duration.html

google

İnternette Yer Alan İçeriğin Yayından Çıkarılması

İnternet kullanımının yaygınlaşması, sosyal medya sitelerinin çoğalması, internette yer alan blogların sayısının artması ve gazeteciliğin online mecralara kayması bir takım hukuki problemleri de beraberinde getirdi. Artık internet kişiler ve kurumlar hakkında bilgi edinmek için başvurulan en önemli kaynak haline geldi. Google başta olmak üzere arama motorlarında isminizin veya şirketinizin ünvanının aratılması sonucu karşılaşacağınız yazı, resim ve videolar hayati öneme sahip olmuş durumda.

İnternette paylaşılan içeriklerin kişilik haklarınızı ihlal ettiğini, hukuka aykırı olduğunu veya şirketiniz hakkında yazılan yorumların eleştiri sınırını aşarak şirketinizin ticari itibarını zedelediğini, gerçeğe aykırı haber niteliğini haiz olduğunu düşünüyorsanız yapmanız gereken bir takım işlemler var.

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun internette yer alan içeriklerle ilgili olarak, içeriği oluşturan kişi olarak tarif edebileceğimiz içerik sağlayıcıya ve bu içeriğin barındırılması hizmetini gerçekleştiren kişi ve kurumlar olan yer sağlayıcılara bir takım sorumluluklar yüklüyor.

Hukuka aykırı olduğunu düşündüğünüz içeriğin yayından kaldırılması için 5651 s. kanunun 8. maddesi iki aşamalı hukuki koruma yöntemi öngörmüştür. İlk olarak uyar-kaldır olarak da adlandırılan yöntem ile yayından kaldırılması istenen içerik ile ilgili olarak doğrudan içerik sağlayıcı ve/veya yer sağlayıcıya başvuruda bulunmak gerekiyor. İçerik ve yer sağlayıcısıdan olumsuz cevap alınması veya herhangi bir cevap alınamaması halinde Sulh Ceza Mahkemesi’nden içerikle ilgili yayından çıkarma kararı verilmesini talep etmek mümkün. İçeriğin bulunduğu ortamda bir tekzip yazısı yazılmasını talep etme imkanı da kanunda düzenlenmiş durumda.

Ayrıca sulh ceza mahkemesinin içeriğin yayından kaldırılması kararını yerine getirmeyen içerik ve yer sağlayıcıları ile tüzel kişilerdeki yayın sorumluları hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte.

İnternet ortamında gerek şahsınıza gerek şirketinize karşı gerçekleştirilen saldırılara karşı kanunda öngörülen hukuki yöntemleri işletilerek kişilik haklarınızı ve şirketinizin online itibarını koruyabilir; internetteki uygunsuz yazı, resim ve videoları bu şekilde temizleyebilirsiniz.

Bu yazım ilk olarak 18.04.2013 tarihinde hukuksokagi.com adresinde yayınlanmıştır. 

sözleşme

Türk Hukukunda Genel İşlem Koşulu ve Haksız Şart

Günümüzde satın aldığımız hizmet ve ürünlere ilişkin pek çok sözleşme tek taraflı olarak satıcı tarafından hazırlanmakta. Hemen hemen hiçbir zaman sözleşmeyi açıp da tek tek maddeleri okuma fırsatımız olamıyor. Göz gezdirip imzalıyoruz ve satıcının sözleşme kapsamı hakkındaki beyanlarıyla yetinmek durumunda kalıyoruz. Çoğu zaman bu sözleşme şartlarını değiştirme imkanımız da olmuyor; önceden hazırlanmış tek tip sözleşmeler karşısında “evet” veya “hayır” seçeneği dışında “evet ama…” deme hakkımız bulunmuyor. Sözleşmenin şartlarına boyun eğmek veya ilgili ürün veya hizmet alımından vazgeçmek durumunda bırakılıyoruz. Okumaya devam et

"Haksızlık önünde eğilmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz."